Araklı'da Kaybolan Kaval Kültürü
Bahtiyar Danışmaz

Bahtiyar Danışmaz

  • Youtube
  • Instagram

Araklı'da Kaybolan Kaval Kültürü

11 Aralık 2018 - 13:27

TEŞEKKÜR

İlk yazdığım yazıma gelen yorum ve eleştirilerden, önerilerden, -bunu bunu da yaz-  diye gelen mesajlardan bir hayli memnun kaldım. Gördüm ki bu hususta tek yarası olan ben değilmişim. Yine gördüm ki herkesin bir paraşütü varmış :)

Herkese çok teşekkür ediyorum. 

''Yusuf Öztürk (Kavalcı Yusuf) anısına...''
 

Evet. Maalesef başlığı böyle atmak zorunda kaldım. Bende isterdim kaybolmaya yüz tutmuş kaval kültüründen bahsetmeyi fakat yüz tutması kalmadı. En nihayetinde kayboldu ve gitti. Gençlerimizden ilgi gösterenine ben bu zamana kadar hiç denk gelmedim. Hani birisi ilgi gösterecek olsa; ders verecek ne bir hoca ne de bir kurs var. 

Şimdi bu yazıyı yazarken, bu kültüre çok emek vermiş, yakinen tanıdığım bir abimi takdim etmesem büyük ayıp etmiş olurum. Kendisi 10 sene evvel bu kültürün kaybolacağını sezinlemişti. Sürekli arayış içerisinde idi, hatta bu arayışa beni de ortak etmişti. Tanıyanlar bilir, bilmeyenler için ismi, Mecit ÇELİKTAŞ. Kendisi ilçemizin Kizirnos köyünün, Gedikoğlu sülalesindendir. Hala daha bu kültürü yaşatma çabası içerisindedir.


Resim 1 : Mecit Abi uluslar arası etnik enstrüman yapımcıları festivalinde. Slovakya.


Resim 2: Hiç görmeyenler için Mecit Çeliktaş yapımı kaval.
 

Mecit Abi ile bir hafta sonu telefonda görüştük ve bana Kaval enstrümanının melodik yapısından, anatomisinden ve üzerine yapmış olduğu araştırmalardan bahsetti.

Eğlenceli ve bir o kadar da heyecan uyandıran bir konuşma idi. Çünkü Mecit Abi kaval üzerine düzenlenmiş olan geçmişteki bütün kaydelerin (melodi veya şarkı) peşine düşmüştü. Bunları yaparken hiç bir kazanç amacı gütmüyor tamamen kültürel bir hizmet olarak görüyordu. Hala öyle bir amacı yok, şayet olsa da ne elde eder,    ne de bu durumu kendisi kabul ister..

Sizlere Mecit Abi ile yaşadığımız traji komik bir anımızı anlatmak isterim.

Mecit Abi, aynı telefon görüşmesinde bana kaval ile ilgili kaygılarından ve projelerinden de bahsetti. Bu durumu engellemek adına Araklı'da bulunan Halk Eğitim merkezine usulünce bir başvuru yapmamız gerektiğini söyledi. Gönüllü olarak yeni nesile ders verebileceğini ve imkanı olmayanlara da ücretsiz kaval temin edebileceğini söyledi.

O da bende, bir kültürün kurtuluşuna destek olacağız diye çocuklar gibi sevindik. Nihayet hafta içi bir gün malum eğitim merkezine gittik. Bizi ilk önce müdür yardımcısı karşıladı. İsteğimizi kendilerine usulünce belirttik, daha sonra konuşmamıza müdür beyefendi de dahil oldu. En nihayetinde bu girişimimizin sonuçsuz kaldığını anlamış olduk. Daha doğrusunu söylemek gerekirse bizimle alenen dalga geçtiler. Evet aynen öyle oldu. Milli değerimiz olan bir kültüre, yine bizim milletimizden olan ve o milletin devlet memuru kravatlı beyler kayıtsız kalarak, bizlerle dalga geçtiler.

Bizde fısıltılarımızda kalan küfürler eşliğinden oradan ayrıldık. Hala aklıma geldikçe fısıldarım bir kaç şey, umarım kulakları çınlıyordur.  

Şimdi benim zavallı Araklı'mda kavala ilgi duyan kardeşlerim var mıdır, inanın bilmiyorum? Ama eğer olan var ise lütfen bana ulaşsın. Bu kültürü bulunduğu yerden alıp ileriye taşımak biz müzisyenlerin boynunun borcudur.

Araklı'da durum böyleyken çevre ilçelerde ve özellikle Çaykara'da da durum bundan pek farksız değil. ''Nerden biliyorsun düdük herif (?)'' diye soracak olursanız, araştırdım. Sizlere de öneririm. Sordum, sizde sorun, sorgulayın, çünkü bundan çok korkuyorlar.

Bu yazıyı yazmamda bana bilgilerini aktaran Mecit Çeliktaş Ağabeyime, değerli insan Sultan Fadime Halaya katkılarından ve öğrettiklerinden dolayı teşekkür ediyorum.

Ve nihayet bu kültürün yapı taşlarından biri olan Kerim Aydın Abiye de selamlar olsun.

Diğer unuttuğum veya henüz tanışma şansı bulamadığım kim varsa onlara da bin selam olsun. Belki bu merak ve yazı vesilesi ile tanışmış oluruz.


Resim 3: Sultan Fadime Hala                               Resim 4: Kerim Aydın

 

Bu yazıya başladığım süreç içerisinde geçirdiği trafik kazası sonucu yoğun bakımda yatan ve uzun bekleyişimizin ardından  hayatını kaybeden Yusuf Öztürk Abime (Kavalcı Yusuf) bu yazıyı huzurlarınızda atfediyorum. Kendisi bu kültürün kilometre taşı olarak bilinir.

Mekanın cennet olsun Yusuf Abi, bir kültürün anahtarını cebine koyup, bu yeryüzünden göçüp gittin. Şimdi sensiz Sultan Murat Yaylası'nın hiçbir anlamı kalmadı. Hatıralarımızda, dualarımızda ve bıraktığın ezgilerde (kaydelerde) yaşayacaksın. Işıklar içinde uyu...

Resim 5: Sol arka Sinan Karlıdağ, yanında Ben, ön sağ Halit Sarısoy, ön sol Yusuf Öztürk

Bu yazı 1507 defa okunmuştur .

YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Mecit Çeliktaş
    1 yıl önce
    Sevgili Bahtiyar kardeşim evvela güzel yüreğine sonrada kalemine sağlık.Değerli üstad Yusuf Öztürk abimizin cenazesinin olduğu bir gün de bu yazıyı okumam beni çok hüzünlendirdi.Yusf abi kaval kültürünün son temsilcilerinden idi ve onun gidişiyle kavalımızdan bir perde daha kapandı.Yazında da belirttiğin gibi malesef gençlerimiz nu güzel yöre enstrumanınıza sahip çıkmadılar,onlar çıkmadıkları gibi ismi HALK EĞİTİM merkezi olan bir kurumda ücretsiz ders verme teklifimiz dikkate bile alınmadı.Şimdiki düşüncem ise evet kaval yok olsun! Onu gerçekten sevenlerle ona değer veren onu sahiplenen elinden düşürmeyen onu ruhunda benliğinde hissedenlerle beraber ölsün kaval.Çünkü günümüz gençliğinde kavala ruh katarak çalacak kadar ruh olduğunu düşünmüyorum.! Sevgiler..